HER OYUN; “MASUM” MUDUR?

VM Medical Park Samsun Hastanesi, Çocuk Gelişim Uzmanlığı Kliniği’nden Çocuk Gelişim Uzmanı  Uzm.Çg.Ayşenur Bekaroğlu, bu aralar gündemi meşgul eden  “Mavi Balina” isimli oyuna değindi.
Bu haber 2017-10-19 01:29:45 tarihinde eklenmiştir.

Oyun, yaşama sevincinin dışa vurulması, gücünü yaşamdan alan çocukların en doğal öğrenme ortamı,  özgürlüğü, , üretme ve en ciddi uğraşıdır. Kısacası oyun; sonu düşünülmeyen, gönüllülük esasına dayanan, dışsal baskılar ve zorlamalardan uzak olan bir aktivitedir.

Dolayısıyla “Gönüllülük esasının dışına çıkıldığında oyun değil yaptırım, zorbalık gibi tanımlara dönmektedir” diyen VM Medical Park Samsun Hastanesi’nden Çocuk Gelişim Uzmanı  Uzm.Çg.Ayşenur Bekaroğlu, “Çocukların yaş dönemleri ve gelişimsel düzeylerine göre oyunları değişir, ilgileri şekil alır ve bu durumlara göre de oyunları şekil alır. Yani ilgi alanına göre oyunları yeniden şekillenir” dedi.

PEKİ BU MAVİ BALİNA OYUNU NEDİR?

Bu oyunla beraber duygusal baskıyı kaldıramama ve intihar ile sonuçlanan ölüm vakalarının olduğuna dikkat çeken Çocuk Gelişim Uzmanı Uzm.Çg. Ayşenur Bekaroğlu, “Bu oyun sanal ortamdaki klasik sanal oyunlar gibi benzer görevler verip bu görevleri oyuncunun yerine getirmesini istemekte ve görevlerin başarısına göre ödüller ile cezaları olan bir oyun gibi görülmektedir. Ancak içeriğine indiğimizde süreç farklılaşmakta, bildiğimiz formatın dışına çıkmaktadır. Öncelikle oyun, kişisel iletişim alanlarından (whatsaap gibi) link ile ulaşım sağlamaktadır. Oyunun başlangıç olarak özelliği oyuncudan kişisel bilgileri talep etmesi, ardından verilen görevlerde başarılarda ya da başarısızlıklarda kişinin özel hayatındaki kişileri veya durumları araç olarak kullanıyor olması. Bu oyunda verilen görevi yerine getirmediğinde yakınlarından birinin ölümü ile çocuğu tehdit etme, kendisine zarar verici görevler verme gibi “oyun” adı altında zarar verici istenmeyen durumlara zorlama görülmektedir. Çocukluk ve ergenlik döneminde olan çocuklar ise gerçeklik ile hayal, görev ve sorumluluklar, kim dinlenmeli, kime dikkat edilmesi gerekir gibi durumları göz önünde bulunduramayabilir. Bu anlamda yetişkinlerin denetimi onlar üzerinde büyük önlem taşımaktadır” diye konuştu.

“ARADA CAM OLMASI DURUMU MASUM KILMAZ”

Bu oyun ve oyun kurucusu yetkililer tarafından önlenip kontrol alınmış olsa da bunun gibi örneklerin yeniden yaşanmaması için bazı tedbirlerin alınması gerektiğine dikkat çeken Bekaroğlu, “Çocukların veya ergenlerin elektronik kullanımı mutlaka kontrol altında ve sınırlar dahilinde olmalı, çocukların kullanacağı cihazlar ortak alanda tutulmalıdır. Çocuğunuzun hangi tip oyunlara ilgi duyduğunu mutlaka öğrenme gayretinde olun. Ama bunu yaparken denetleme ya da otorite figürü olarak değil, daha arkadaş anlamaya çalışan ona katılma çabasında olan kişi olarak sağlayın. Çocuğunuza sanal ortamdan gelebilecek olası sorunları paylaşın. Bu süreçte en önemli konulardan birisi de çocuğun veya ergenin aile içinde kendisine saygı duyulduğunu, sevildiğini ve kendini değerli hissetmesidir. Bu sebepten çocuklara mutlaka aile içinde önemli olduğu sen bizim için değerlisin ifadesinin kullanılması ve bu mesajın verilmesi önemlidir. Ayrıca hayatın içerisinde tanımadığımız birisi çocuğumuza emirler vermek istese ya da onunla duygusal ya da sözel herhangi bir açıdan temasa geçmek istese, hemen koruruz dikkat ederiz. Ancak aynı özeni ekran ile yapmakta sınırlı kalabiliyoruz. Arada cam olması süreci daha masum kılmamaktadır. Çocukları ekran dahil bilmediğiniz tanımadığınız kişilere emanet etmeyiniz. Ancak bunu yaparken çocuğu örselemeden, aşırı yasaklayıcı tutumlardan kaçınarak, açıklayıcı ve sakin kalma gayretinde olunuz” ifadelerini kullandı.

 

BEKAROĞLU: “ÇOCUKLARINIZI BİLİNMEYENE EMANET ETMEYİN”

Çocuk Gelişim Uzmanı  Ayşenur Bekaroğlu, konuşmasını şu şekilde sürdürdü;” Oyun denilen ama oyun olmayan bu mavi balina oyunu gibi oyunlar, bireyleri psikolojik olarak baskı altına alıp şantaj ve tehdit ile uygunsuz davranışlara zorlamakta, sanal ortamda duygusal taciz uygulamaktadır. Uygulamayı yöneten kişinin istediği davranışlar gerçekleşmediğinde karşısındaki kişiye aşağılayıcı, küçümseyici, kendisini kötü hissetmesini sağlayacak söylemlerde bulunması, istenilen davranışları gerçekleştirdiğinde de övücü yüceltici geri bildirimlerde bulunarak sosyal çevrelerinden uzaklaşmasını sağlamaktadır. Buradan da anlaşılacağı üzere, çocuk kendisine tanıdık gelen tutumları hızlı içselleştirir, sanal çevreyi gerçeklik olarak algılamaya başlayıp kendisini oraya yöneltmekle kalmaz oraya aidiyet geliştirmeye başlar. Sonuç olarak, ölüm gibi üzücü durumların yaşanmaması için, çocuklarımıza sahip çıkalım. Unutulmamalıdır ki çocukluk dönem, yetişkinliğimize şekil veren en önemli zamanımızdır. Yani  ‘Çocuktur anlamaz’ gibi düşünmemeliyiz.  Bizler ne kadar sağlıklı izler bırakma gayretinde olursak o kadar sağlıklı bireyler ve toplumlar kazanırız. Çocuklarınızı bilinmeyenlere emanet etmeyiniz.”


ETİKETLER :
Diğer YAŞAM haberleri

Magazin

Arşiv Arama
- -
Anket
© Copyright 2017 SamsunHaber.biz. Tüm hakları saklıdır.